Your webbrowser is outdated and no longer supported by Microsoft Windows. Please update to a newer browser by downloading one of these free alternatives.

RAMA’NIN HİKAYESİ

Önce bir devrim sonra bir gelenek ve şimdi bir inovasyon! Rama'nın yıllar süren hikayesini keşfedelim.

 

HER ŞEY BÖYLE BAŞLADI…

19. yüzyılın sonunda, Fransız imparatoru III. Napolyon, tereyağına göre daha ulaşılabilir bir alternatifin icadının ödülü olarak 100.000 altın frank vereceğini duyurur. Fransız mucit Hippolyte Mège-Mouriès, acilen ihtiyaç duyulan enerji kaynağı için, margarin adını verdiği, tadı ve kıvamı tereyağına benzeyen bir yağ karışımı ile yarışı kazanır. Kelimeyi oluştururken, margarinin parıldayan yüzeyine atfen Yunanca inci (márgaron) kelimesinden ilham alır.Bu devrimci buluşun büyük potansiyelini ilk olarak fark eden Alman tereyağı tüccarı Jan Jurgens Goch, 1870'te margarinin patentini alır.

 

 

Deutsche Jurgenswerke AG çatısı altında toplanan margarin markalarının çeşitliliği çok kafa karıştırıcı olduğundan, 1924 yılında hepsinin "Rahma" markası adı altında pazarlanmasına karar verilir. Süt ürünleri ile oluşabilecek karışıklığın önlenmesi amacıyla da "h" harfi daha sonradan kaldırılır. Buna paralelde de Rama kızı "Jule" hayata geçirilir. Ve bu kız, Rama logosunun bir parçası haline gelir.

Sonuç olarak, Rama, Almanya'da tanıtılan ilk margarin markalarından biridir. Bu nedenle Rama markası, Alman marka tarihinde önemli bir rol oynar.

 

AL BENİ AL GÖTÜR BENİ DOĞAYA…

Upfield, Türkiye'yi pakette ve kasede ilk yumuşak margarin ile tanıştırır ve Rama'nın Türkiye’deki hikayesi böyle başlar! Upfield'ın 1991 yılında Türkiye pazarına sunduğu üstün kaliteli margarin Rama, “Daha fazla süt, daha fazla lezzet” sloganı ve süt döken sarı saçlı kızıyla hatırlanan meşhur reklamı ile de hafızalara kazınır…

 

1991 yılında Rama margarinin ilk ve büyük lansmanı yapılır. Televizyon reklamı için çok güzel ve sevimli bir «Rama Kızı» bulunur. Rama reklam filminin bir de çok çarpıcı bir şarkısı vardır:

Her yeni gün, her güzel şey  

Rama’yla başlar, Rama’yla sürer

Al beni, al götür beni doğaya 

Rama, Rama, Rama…

Rama filmi, o sene Reklamcılar Derneği’nin Kristal Elma yarışmasında gıda dalında en iyi televizyon reklamı seçilir. Şarkıyı söyleyen genç sanatçı Sertab Erener ise yıllar sonra Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’ye ilk ve tek birinciliği kazandıracaktır.

MARGARİNDEN DAHA FAZLASI: SOSYAL SORUMLULUK

15 Ocak 1993 yılında Rama Cansuyu Projesi başlatılır. Bu projenin amacı kuraklık tehlikesi yaşayan İzmir Kuş Cenneti’ne acilen su getirilmesi ve «Dünya Kuşlarının Başkenti» olarak anılan, flamingo ve pelikan gibi kuşların kuluçka yerleri olan bu alana yeniden can verilmesidir. Bu kampanya, Türkiye’de ilk defa bir şirketin değil, bir markanın üstlendiği bir sosyal sorumluluk projesidir. Kuşların ihtiyacı olan sazlıklara 5 kilometre uzaklıktaki Süzbeyli köyünde bulunan cansuyunun getirilmesiyle ilgili çalışmalar 5 ay gibi kısa bir sürede bitirilir ve 11 Haziran 1993’te Çevre Bakanı Doğancan Akyürek’in de katıldığı büyük bir törenle bölgeye su akıtılmaya başlanır. Bu proje, önce Paris’te Uluslarası Halkla İlişkiler Derneği (IPRA) tarafından verilen Altın Dünya Ödülü’nü alır. Ardından, dünya çapında yılın en başarılı çevre projesi seçilerek New York’ta Birleşmiş Milletler Çevre Ödülü’ne layık görülür.

 

EFSANE GERİ DÖNDÜ!

Uzun yıllar boyunca Türkiye pazarında tüketicilerin sevgisini kazanan Rama, şirketin o dönemki global stratejisi nedeniyle 2000’lerin başında Türkiye pazarından çekilir. Piyasada olmadığı yıllar boyunca tüketicilerin hafızalarından silinmeyen Rama, 2019 yılı sonunda raflarda yerini alarak, Türk tüketicisiyle yeniden buluştu.